atatürk hakkındaki iftiralara tokat gibi cevaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atatürk hakkındaki iftiralara tokat gibi cevaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2013 Pazartesi

Ömer Seyfettin- Kaşağı

    İlkokulda öğretmen ünlem işaretini; "heyecan verici cümlelerin sonuna konur hadi örnek verin bakalım.." dediğinde herkes "Eyvah, oley, harika,mükemmel..." gibi ifadeler kullanırken biz tekbir getiren,ezgiler marşlar söyleyen niteleme sıfatı olmayan Müslüman çocuklardık.1 yeni etkileşim olsun istedik açıköğretim hayatımızda. Sevdalar aldı beni ezgisini en güzel söyleyen ben miydim neydim. Bir anda kendimi bin tane salak subay çocuğunun karşısında bulurken.Keşkelere tecavüz edebilen bir kelime olsaydı "başımızın" tacı yapardık elbet.
    Annesi izin vermediği için anarşist olamayan çocukların Demirkubuz filmleri izleyip izleyip sahne-karakter yorumları yaparak karı kaldırdığı günlerdi. İnsanların farklı olmak için sıradanlaşmaya çalıştığı zamanlardan bahsediyorum evet.Bugün Alaaddin'in sihirli lambası çıksa gelse trafik kilitlenir anasını satayım. Zamana bir çentik atma şansımız olsa Cilalı taş devrine atardım misal.
    Artık kimse üçüncü sayfa haberlerinden bahsetmiyor.Ülke gündemi yıldızlardan büyük değil ki...Milli irade bizi de sevsin. Zencilerin ve Kürtlerin kendileriyle dalga geçtiği bu yüzyılda konjonktüre sövün ve hayata random gülün.


22 Mayıs 2013 Çarşamba

Popüler Kültüre Söven Popülist Kafanın Tasına Sıçan Şiir

Devrim yürüyüşlerinde pankart ben olurdum, sapı sen sevgilim.
Şimdi büyüdük.
Yürüyüş dediysem eylem miting hikaye.
Devrim dediysem Burger' a işemekti sevgilim.
Sen ayakta işeyemezdin ben işerdim.
Kalplere falsolu attığın o serbest vuruşunu,
Üst direk gönlüme almıştı sevgilim.
Devlet erkanı bizi sevmezdi
Sen devlet erkanını isim zannederdin.
Zeytinburnu sokaklarında yediğimiz meybuzu hatırladın mı sevgilim?
Ben hatırlamıyorum zira.
Bugün ahlaksızlık yaptım
Şiir yazdım.





10 Aralık 2012 Pazartesi

         Eğer bir gün kendimi müdafaa mecburiyetine düşersem vazifeye atılmak için kılımı kıpırdatmam. Kasımpaşa derim. Mavi bulvarların sonunu göremeyince görsem ne olacak dedim kendi kendimi kandırırken. Sonra Yunus Emre geliyor aklıma hemhal oluyorum imansız bir yürekte. Acaba diyorum insanın kendini kandırma sınırı nedir? Bu sınır neye göre belirlenir. Kim çıkarmış bunları. Bir senaryo hayalim vardı da Rasim Özdenören başganın tezi geldi aklıma "tehlikede olan insan hayal kuramaz" diyordu bir yerde. Bu minvalde düşündüğümde tehlikeden kasıt nedir dedim,mesela ayrıntılar bir tehlike midir insan hayatında? Yoksa insan tehlike halinde iken ayrıntılar tehlikesizleşir mi? Eğer ayrıntıların insan hayatı tehlikede iken baskın rolde işi yoksa o zaman ayrıntılar ne zaman devreye giriyor? İnsanın nihil durumlarında mı ayrıntılar ön planda? Hayatı tehlikeye atan ayrıntılardır zira tehlikeyi yaratan da ufak bir ayrıntı olabilir.İnsan ister arafta olsun ister nihilist kafada olsun isterse de serseri bir sokak çocuğu olsun Zimbawe caddelerinde ayrıntı denince akan sular çalan şarkılar durur. Orhan çalsa da arbadan inilir bi sigara yakılır damarlardaki asil kan canlanır. İnsanoğlu var oldukça ayrıntı kıçımızdan ayrılmayacaktır.