İlkokulda öğretmen ünlem işaretini; "heyecan verici cümlelerin sonuna konur hadi örnek verin bakalım.." dediğinde herkes "Eyvah, oley, harika,mükemmel..." gibi ifadeler kullanırken biz tekbir getiren,ezgiler marşlar söyleyen niteleme sıfatı olmayan Müslüman çocuklardık.1 yeni etkileşim olsun istedik açıköğretim hayatımızda. Sevdalar aldı beni ezgisini en güzel söyleyen ben miydim neydim. Bir anda kendimi bin tane salak subay çocuğunun karşısında bulurken.Keşkelere tecavüz edebilen bir kelime olsaydı "başımızın" tacı yapardık elbet.
Annesi izin vermediği için anarşist olamayan çocukların Demirkubuz filmleri izleyip izleyip sahne-karakter yorumları yaparak karı kaldırdığı günlerdi. İnsanların farklı olmak için sıradanlaşmaya çalıştığı zamanlardan bahsediyorum evet.Bugün Alaaddin'in sihirli lambası çıksa gelse trafik kilitlenir anasını satayım. Zamana bir çentik atma şansımız olsa Cilalı taş devrine atardım misal.
Artık kimse üçüncü sayfa haberlerinden bahsetmiyor.Ülke gündemi yıldızlardan büyük değil ki...Milli irade bizi de sevsin. Zencilerin ve Kürtlerin kendileriyle dalga geçtiği bu yüzyılda konjonktüre sövün ve hayata random gülün.
en güzel şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en güzel şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Eylül 2013 Pazartesi
20 Şubat 2012 Pazartesi
Sen İnsan Değilsin İsmet
Sevgilime İftira
Dudaklarından kalkarken boynun
kurcalar beni
bir yanımı kara çıbanlara saldılar,ıslak bir yanım hiç ayrılmamıştır,gümeçlerde saklıdır ondan ki nefret içinde omzunu okşuyorum ama bana şimdi gerçekten zor gelen şey bir grevin çocuklara kazınmış izlerini hatırlamak sözlerimi etime bastırıyorum içimde çalılıkları yaran bir postalın tortusu benim bu sası karanlığa zorla,zorlayarak tutuşmuş bir gül sıkıştırmak boynumun borcu yeter ki sağlam senetler verilmiş sanılırken aşkı karartmak için sen bir daha beni saçlarınla sıyır ağdalanmış sevincimi hışırdat,bunu yapabilirsin çünkü bütün bankalar,silah fabrikaları her gün bacaklarımıza sırnaşan kara köpük senin sessiz gururunda homurdanan tufanı hesabetmiş değil bilmemişler hıncımın yaban otlar suladığını çalakalem sevebilmek elimden gelmiyor belki evet onların mühürlerini kımıldatan barut dumanlarını solumaktan biraz çopurlanmıştır sesim senin göğsünü ağartırken yıpranılacak elbet bakışlar tozlanacak dolukmuş sofalardan ezikliğin şehveti yayılınca taptaze yaşlanmayı da öğrenmem gerekecek iştedir yalanı seyreltiyor uykusuzluklar aklımın köşesinden atlılar geçiyor değil mi ki beni şımartan gökyüzüdür ve ben o tanyerlerinin sulbünden gelmekteyim hiç bir dostumu kalebent saymam parmaklıkların ardında kan değildir dostlarımın çakrışına bulaşan kan değil,mürekkep lekesi ben bilirim çünkü birgün gerçekten kan aktığında ölüm çiçeklerin yırtıcı dülgerliği sanılacaktır karaysam şimdi öfkenin payı vardır karanlığımda aşktandır titrediğim eğer ki titriyorsam sözlerim öcalan ağza misvak,iyice anlaşılsın bu dağlanmış toprağa süzülen ayaklarımdan keşke kan olsa o zaman senin çardağına çıkarken karıştırırken şarapla kendimi sana varsın gün geçtikçe herşeyde biraz kahır biraz bakır çalığı olsun lokmamızda bana soru sor artık beni kurtarma,konuştur beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla. |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

