iyi geceler mesajları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyi geceler mesajları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Popüler Kültüre Söven Popülist Kafanın Tasına Sıçan Şiir

Devrim yürüyüşlerinde pankart ben olurdum, sapı sen sevgilim.
Şimdi büyüdük.
Yürüyüş dediysem eylem miting hikaye.
Devrim dediysem Burger' a işemekti sevgilim.
Sen ayakta işeyemezdin ben işerdim.
Kalplere falsolu attığın o serbest vuruşunu,
Üst direk gönlüme almıştı sevgilim.
Devlet erkanı bizi sevmezdi
Sen devlet erkanını isim zannederdin.
Zeytinburnu sokaklarında yediğimiz meybuzu hatırladın mı sevgilim?
Ben hatırlamıyorum zira.
Bugün ahlaksızlık yaptım
Şiir yazdım.





26 Şubat 2013 Salı

Kiss Me Söv Me Sevmiii

             
                      Şubat soğuğunda Eskişehir-Adana yolunda yollar çarpıyor sağdan soldan tokat gibi. Fonda deli gibi söven bir melodi. Paltomuz ince acıyı geçiriyor.Açlıktan değil acıdan kokuyor ağzımız.Bizim yaralarımız tanıdık yaralar değil.Hayatımız ve ölümümüz, ölümümüz ve hayatımız, biz ve hayat ve ölümümüz.
                         Yüreğimiz koflaştı mı bilmiyorum ama mola sancıları taşlaştırıyor zihnimizi.
                  Şubatın can yakıcı bir acısı var.Merkezi belirsiz bir keşmekeşi. Nefes alıp verirken aldığım nefesin fazlasından fazlasını içimde tutmama rağmen aldığım nefesten daha çok veriyorum hayata.Bu aradaki fark da Şubatın farkı, 23 yaşında bir adamın kaybettiği kurallarının farkı. Kaybetmek her zaman kolaydan kolaydır.
                  Yıllarca biriktirdiğin beyazları bir küçük siyah nokta griye çevirebilir.Sonra aldığın o nefesteki kaybolan miktarı griye doğru üflersin ve simsiyah olur.
                  Hatalar kumaşından diktiğin takım elbise ile nefsinle sarmaş dolaş pozlar verirken sana kapkara bir kravat hediye ederler.Artık çevrimin son darbesi de gelmiştir.Kazandığını zannettiğin büyük lokmalar tabakta duruyordu.Tabak sana kilometrelerce mesafede uzaktı.O lokmaları rengi siyahtı.Senin rengin beyaz.Fıtratında var olan lokmalarda beraber yürüdün,yürüdün,yürüdün...Amacın lokmanın tadına bakmaktı.Küçük dünyandaki büyük nefsin lokmaların hepsini yedirtti sana.Acı duymadan tuzlayarrak yedin.Doymamıştın, doymamış olarak kendine döndün.
                  Mevsimler geçti.Rengin bir şeylere gark olmaya doğru gidiyordu.Direksiyonu kırıp ters yöne girdin.Kendi elinle yaptığın lokmaların tadına bakmayacaktın aslında.Veda etmeye gelmiştim dedin.Veda edemedin tam olarak.Üzerinde arap saçı kalmıştı.Cevapsız sorular,tükenen kalemler,yorulan zihinler,kızaran kadayıflar,ışık yakıyorlardı.
                Bilemedin,yapamadın,yapmadın,durmadın,olamadın,yetmedi...

10 Aralık 2012 Pazartesi

         Eğer bir gün kendimi müdafaa mecburiyetine düşersem vazifeye atılmak için kılımı kıpırdatmam. Kasımpaşa derim. Mavi bulvarların sonunu göremeyince görsem ne olacak dedim kendi kendimi kandırırken. Sonra Yunus Emre geliyor aklıma hemhal oluyorum imansız bir yürekte. Acaba diyorum insanın kendini kandırma sınırı nedir? Bu sınır neye göre belirlenir. Kim çıkarmış bunları. Bir senaryo hayalim vardı da Rasim Özdenören başganın tezi geldi aklıma "tehlikede olan insan hayal kuramaz" diyordu bir yerde. Bu minvalde düşündüğümde tehlikeden kasıt nedir dedim,mesela ayrıntılar bir tehlike midir insan hayatında? Yoksa insan tehlike halinde iken ayrıntılar tehlikesizleşir mi? Eğer ayrıntıların insan hayatı tehlikede iken baskın rolde işi yoksa o zaman ayrıntılar ne zaman devreye giriyor? İnsanın nihil durumlarında mı ayrıntılar ön planda? Hayatı tehlikeye atan ayrıntılardır zira tehlikeyi yaratan da ufak bir ayrıntı olabilir.İnsan ister arafta olsun ister nihilist kafada olsun isterse de serseri bir sokak çocuğu olsun Zimbawe caddelerinde ayrıntı denince akan sular çalan şarkılar durur. Orhan çalsa da arbadan inilir bi sigara yakılır damarlardaki asil kan canlanır. İnsanoğlu var oldukça ayrıntı kıçımızdan ayrılmayacaktır.