20 Ağustos 2013 Salı

Acıyı sürümden kaybetmek.

     Yazları kurak ve acılı kışları soğuk ve üzücü geçen coğrafyaları yiyelim bize bir şey olmasın derken, son tek hüznümüzü de döndük bizimkilerle bugün. Dönüşler ve vedalar her zaman dondurma kutusunun içinden çıkan biber salçası olmaz elbette. Şehirler arası otobüslerin mola sancılarında izlediğim bir filmde diyordu adam: "Lan bir daha görmeyeceğin insanlarla neden vedalaşıyorsun" diye. Bir daha çekmemeye azmettiğimiz acılarımızı, bir daha görmeyeceğimizi bilsek vedalaşmaz mıydık ulan?
     Hava güzel,zemin acı çekmeye müsait tribünler tıklım tıklım dolu ve Çare Drogba ise biz çekilelim kahpe hayat yapsın muz ortasını. Uykudan uyanıp ince uçlu şarj aleti ararız ama teheccüd aklımıza gelmez be Kamil. Sabah uyandığımızda gökyüzüne değil de telefon ekranlarına bakıyoruz lan Jale.
      Teheccüd kelimesinin altını kırmızı ile çizen  blogspota da sövelim ulan. Sövelim dağa taşa bayıra. Sövelim Ahmet Kaya çalmayan mekanlara. Sövelim ulan asgari ücretle kendi aralarında yüzük takan fabrika işçisi muhafazakar tosunlara. Sövelim Albert Camus'ya, sövelim bu köle düzenine. Sövsenize lan. Ya da durun sövmeyin sizin günahınız da çekilmez, ben söverim zaten şeriatın kestiği tırnak uzamaz.


           

18 Temmuz 2013 Perşembe

Çeşmiblack


  Fikri telakki yapamayacağım kadar soğuk, götümün buz tuttuğu bir Finlandiya günüydü. Neyse,bindim metroya indim lojmanlarda. Yürüdüm yürüdüm, elimde karanfil vardı yaprakları buz tuttu. İlk gördüğüm konteynıra attım lanet bitkileri.Ağzımın üstünde bıyığım vardı buz tuttu onun biraz üzerinde sümüğüm vardı o da buz tuttu.
  Vardım dergahına yara dilendim. Merdivenlerden çıktım 9 numaraya iki defa tıklattım. Ses yok bir daha tıklattım gene ses yok. Çantamı kucağıma alıp oturdum oraya. Sonra sızmışım, yarım saate uyandım. Zile bastım tokmağa vurdum, tokmağa vurdum zile bastım.Açan yoktu.Ses de yoktu. Tekrar dışarı çıktım. Köpekler vardı, az ilerde bir park buldum oturdum. Saatler geçiyordu hem sinirliydim hem şaşkın hem öfkeli hem aç hem susuz hem de kasvetli.
  Yaklaşık 2 saat parkta bekledikten sonra tekrar yokuş yukarı olan sokağa tırmandım. Apartmanın önüne geldim. Baktım yukarıdan bir gölge geliyor ufacık adımlarıyla acele acele nefes nefes kalmış bir yavru ceylan silüetinde. İlk gördüğümde sırtında siyah bi sırt çantası vardı.Durdu bana baktı anahtarları cebinden çıkardı sonra tekrar baktı. Hayvan gibi kahreden bir gülüş attı gözleri gülüyordu anasını satayım. Arefe günü memlekete bilet bulmuş Kırşehirli mevsimlik işçi gibi gülüyordu.Ama sessiz,çıt çıkarmadan  sadece bakarak gülüyordu. Sonra ben o gülüşü görünce. Götümün,bıyığımın,sümüğümün ve içimin buzları eridi anasını satayım.Ömer öfkem, aygırlaşan sinirim ve bilimum olumsuz sinir stres bir anda gitmişti o bakışla.  Apartmandaki o  yeni boya kokusunu hala duyabiliyorum.

     -Veda etmeye mi geldin lan?
    + Evet.


                                  

21 Haziran 2013 Cuma



                                                                                                            doesn't



19 Haziran 2013 Çarşamba

Cemşit ve Ben ve Ölüm (19 Haziran 16.00) - Chapter One.


-Onur bey burası personel odamız burada sigara çay içebilirsiniz, tabi önce bana söylerseniz daha iyi olur ısısısısı (hoyrat ve yapmacık bir kahkaha ile)
-Tabi Cemşit bey.
-Evet,burası da depomuz askılar falan var gördüğünüz gibi.İlerleyen dönemlerde siz de burayı daha iyi tanırsınız zaten.Şu oda da lavabo ama sakın müşteri kullanmak isterse izin vermeyin sadece personelimize aitttir lavabomuz.
-Yani sadece biz zıçabiliyoz? (ahahahaha)
-Şurası da reyon bilgisayarımız burada mağazamızda bulunmayıp diğer şubelerimizde bulunan ürünleri görebilirsiniz.Bilgisayarla aranız iyidir inşallah ısısısısısıs ?
-Evet evet derdimi anlatacak kadar biliyorum.
-Şimdilik bu kadar yeter tekrardan hayırlı olsun Onur bey. Başlayabilirsiniz takıldığınız yerlerde bize sormaktan çekinmeyin lütfen.
-Ben teşekkür ederim Cemşit bey eyvallah.

                1.78 boylarında gözlüklü embesil bir tip Cemşit bey. Reyon flusuymuş (yönetici gibi bir şey sanırım).Sabahtan akşama kadar boş boş geziyor bir bok yaptığı yok.İlk günden canımı sıktı,aşırı derecede emir kipi kullanıyor.
                  Maria hanım, at gibi tabir ettiğimiz cinslerden.Muhtemelen bekar ve sevgilisi var.Yanılmıyorsam sevgilisi aldatıyor. Evde kalacak gibi.
                  Nurettin bey 1 , güler yüzlü samanyolu dizilerinde oynamış gibi nur yüzü var ama içini bilemem tabi. İniesta yok mu ya? Hah onun gibi bi şey. Çok tatlı bi adam.Allah bozmasın
                  Nurettin bey 2, bu da Yeşilçam filmlerindeki kötü adam rolünden fırlamış ikinci mağaza müdürü. Tam anlamıyla aktör. Sağa sola sürekli "clark" atıyor.
                   Necmiye hanım, iki hafta önce işe girmiş. Kısır gününden fırlayıp gelmiş gibi bir havası var.Aşırı salak.
                    Remzi abi,şirketin temizlikçisi, gelen geçen eziyor.Yeni olduğumdan ses çıkarmıyorum ilerleyen zamanlarda bu gidişe bir "stop" diyeceğim.

                        Yorucu ve sıkıcıydı. Tipler karikatür gibi sanırım her gün bir öykü çıkarabilirim bu iş yerinden to be continued........
                       
                                             

                             

23 Mayıs 2013 Perşembe

Salih Pınarbaşı'na Açık Mektup (KOKULU)

Yıl 2011

*** Bölüm 1***

Kıvırcık bonus saç
Tüylü sarı bıyık,
Evlere perde asmaya giden uzun boylu zayıf bir karakterin hikayesiydi bizimki.
Ne zaman ki Malcolm X'in zeytin gözleri
Kıtaları aşıp,
Mahmudiye Külliyesi'nin bir dişlik can çekişen internet ağına düştü
Biz o zaman çıldırdık.
Camel kokulu akşamüstünde 
Bağrı yanık asfaltlarla  dolu otobanlarda
Ocakbaşı diye bir dürümü 10 liraya kitleyen esnaf lokantaları
Hem de ramazan gününde 
Kestiğimiz Tellidereli kürt kızları.

Açken biz biz değilken
Sürüye uymuş hayatlara limon sıkarken Adana halkı
Kampüste içtiğimiz bir çay
Henüz, daha edebiyatı bile yapılmamışken.
İyiydik lan devretmemişti hüzünlerimiz
Gene görüşelim kardeşim
Adamlıkta gelinen o sırattan ince noktanın 
Üzerinde duruyorken sen
Gene görüşelim kardeşim
Olum yarın sınavım var lan 
Mezun olmam lazım artık
Gene görüşelim kardeşim.






22 Mayıs 2013 Çarşamba

yatmadan önce 6 erik yedim 1 sigara içtim.

Popüler Kültüre Söven Popülist Kafanın Tasına Sıçan Şiir

Devrim yürüyüşlerinde pankart ben olurdum, sapı sen sevgilim.
Şimdi büyüdük.
Yürüyüş dediysem eylem miting hikaye.
Devrim dediysem Burger' a işemekti sevgilim.
Sen ayakta işeyemezdin ben işerdim.
Kalplere falsolu attığın o serbest vuruşunu,
Üst direk gönlüme almıştı sevgilim.
Devlet erkanı bizi sevmezdi
Sen devlet erkanını isim zannederdin.
Zeytinburnu sokaklarında yediğimiz meybuzu hatırladın mı sevgilim?
Ben hatırlamıyorum zira.
Bugün ahlaksızlık yaptım
Şiir yazdım.