5 Haziran 2014 Perşembe

Yerli Kanı.

          Nihayet kelimesini kullanmadım hayatımda hiç. Nedenini sormayın. Bir gün Adana sokaklarında eve doğru yürüyorum. Son zamanlarda artık eve gelirken abur cubur yerine meyve sebze alıyordum. Baba olmaya ilk adımdır. Sonrası da iyi karpuzu seçmektir. Neyse tam pazara doğru girecektim, 16 - 17 yaşlarında iki karton toplayıcı genç önümü kesti." Abi bize sigara satar mısın "dedi. Sigara ver demedi. Zaten karton toplayıcılar ve yetimler benim kutsalımdı. Bir de böyle yedi krallık asilliği ile bir şey rica edince,kollarım iki yana düştü. "Emeğinize kurban olurum sizin" dedim.
         Gece kelimesi artık çok popüler oldu. Ben kahvaltılarda buluyorum şimdi hüznü. Ses olsun diye evde kahvaltı yaparken 90 lardaki tiyatro dizilerini açıyorum. Komik ama gülmüyorum. Sabah namazına uyanınca eşini yanında bulamayıp caddelere düşen alzaymır bir dedenin hüznü. Odamdaki dört duvarın üçü kendi arasında arkadaş oldu, gruplaştılar. Diğeri çok içine kapanık, yemeden içmeden kesildi son zamanlarda
         Aslında ben bu yazıyı tedirginlik üzerine yazacaktım. Yıllardır yıkanmayan perdelerimin tedirginliği. Tedirginlik. Ne tuhaf kelime Allah'ım. Aynaya bakar gibi oluyorum bu kelimeyi duyunca. Çünkü ben tedirginliğin vücut bulmuş haliyim. Tüm ömrüm tedirginlikle geçti. Her şeyin karşısında tedirginim zira,devletin Allah'ın ve insanların. Hatta meyvelerin ve sebzelerin karşında bile. Dağlara karşıda tedirginim. Korkmuyorum ama tedirginim. Orkestranın içinden çıkan detone ses değil bu hayır.Aşkın en saf halindeki tedirginlik hiç olamaz. Hakikat mi? Asla. Günlerin saçları var. Her günün bir saçı var bende. Mesela Pazaretsi'nin saçları kırmızıdır. Sarı saçların günü Salı'dır. Cuma'nın seherden sonra saçları ağarır. Tedirginim ben. Çok tedirginim. Tarlada, annemle beraber, akşamın o bir çocuğu sevindiren bozuk para güzelliğindeki güneşinin karşısında, dikenlerin ve güllerin içinde, yüzlerce fidanın yanında ham ve tertemiz toprağın üzerinde domates tuzlayıp yerken bile tedirgindim ben evet. Ama bu tedirginliğimi size yedirmeyeceğim. Dokunmatik hayatlarınıza meze olmayacak benim tedirginliğim. Benim tedirginliğim. Benim büyük ve çaresiz tedirginliğim.
           Hoş laftan anlamıyor devletimiz. Var olsun tedirginliğimiz. Bir ömrü sensiz bitirmek nasıl bir bayram sevincidir. Çocuk seslerinin arasında kaybolan bir bisiklet hayaliydi bu.En dokunaklı kelimeler bile koruyamaz beni gözlerinden. Sesinde beni böyle alt üst eden şey neydi. Neydi o beni böyle tedirgin kılan. Nasıldı kırılgan paraların hayalleri. Bilmek istiyorum tüm bu vakıfların neden basiretsiz olduğunu. Eski beton parke taşlarında yankılanıyor artık şehirlerin,kentlerin ve çocukların ölümleri. Hepsi,hepsi palavra altını yeşil fosforlu kalemle çizdiğimiz cümleler. Yalan bütün dikenli teller. Yurdu demir ağlarla ören adam kanattı bizim gençliğimizi. Ama varsın kaplasın çehremizi hain  faşizm, korkmuyoruz, çünkü beş zaman dilimizdedir iyya kena'büdü ve iyya kenastain.


1 yorum:

  1. Yıl boyunca düzenli aralıklarla aklıma cümlelerin geliyor dönüyorum okuyorum,tekrar tekrar buralarda buluyorum kendimi, bunu bir kitap çıkarmış bi kaç makalesi olan bi abide yaratmıştı oda kayboldu gitti sende sık yazmıyorsun, belkide ikinizide değerli yapan budur, umarım yıllar sonrada bir iki de olsa güncel yazılarını okuyabilirim, varolun efendim.

    YanıtlaSil